q!Tmeye MécBuRum Bu Son Vedaa!!! DEDİN VE GİTTİN (19.07.2008)..:(
5/2/2009 - SON VEDA!!!
Bırak ömrüm senin olsun Teselli bulduğum mektuplara bakakaldım ardından Şimdi seni bir şehirlerarası otobüslere emanet ettim Gelemesem de adım adım yanına Yüreğim kan ağlar her haykırışımda
Bilsen ne acılar çektim Her gittiğim şehirlerde Bir parçam her zaman sana ait oldu Bir yerde unutmuştum bedenimi Mecburiyetlerden doğdu bu hıçkırıklar Her "hoşçakal" deyişimde gözlerimden akan damlalarımsın artık Bitmesin diye beklediğim umutlarıma Bir yenisi daha eklendi sonunda Ne Zaman gelecek Bir Gidişin başka zaman hangi şehirde kalacak ?
Hüsranla bitti koca yıllar Ömrümü emanet ettim hasretlere Kokunu içime her çektiğimde Diyarlarım yok oluyor Küçük bir şehir kasabasının Avuç içi kadar aç bıraktığı çocuklar gibiyim
Geçilmez artık duygu taksimlerinden Ellerini birdaha kimbilir ne zaman tutacağım Ne zaman göğsüne yatıp uyuyacağım Ne zaman uyandığımda seni yanımda bulacağım Ben seni YAŞAMAYA emanet ettim Bırak ömrüm senin olsun Yaşayamadıklarım senin olsun Ben ölüyorum ; Birazdan gidiyorum Uzun bir yolculuğa çıkacağım Kimbilir ne zaman döneceğim
*********
Farklı kollarda ,farklı diyarlarda,bambaşka umutlarla olsanda,DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN...Nice mutlu yıllara DENİZ KIZ...Umarım herkesin gıpta edeceği bir evliliğin ve huzur-neşe ile dolu bir yuvan olur...
Artık bu yazının ardından bu blog sayfasına devam etmek anlamsız olur gibi geliyor bana.Bu yüzden artık nokta koyuyorum bende...DENİZ KIZ artık sadece arkadaşım belki de dostumsun ötesi yok üzülme kırgın dahi değilim sana.Artık başka dilde,başka kalpteyim bende...olurda ulaşmak istersen nasıl bulabileceğini çok iyi biliyorsun...SEVGİYLE VE UMUTLA KAL!!!
Ziyaretime gelen tüm blogculara özellikle hiç yalnız bırakmayan mirayy ve yokumolmucamda' ya kucak dolusu teşekkürler...Sizleri çok seviyorum kardeşlerim...(Arada gelip sizi ziyaret edeceğim inş.)Herşey gönlünüzce olsun,doyasıya mutlu olmanız temennisiyle...
Kavak ağacının yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisi ile müthiş hızla büyümüş ve neredeyse kavak ağacıyla aynı boya gelmiş. Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa : ''Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?'' ''On yılda.'' demiş kavak. ''On yılda mi?'' diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak. ''Ben neredeyse 2 ayda seninle ayni boya geldim bak.'' ''Doğru.' demiş ağaç. ''Doğru.'' Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgarları başladığında kabak önce üşümeye başlamış sonra yapraklarını düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış. Sormuş endişeyle kavağa : ''Neler oluyor bana ağaç?'' ''Öluyorsun.'' demiş kavak. ''Niçin?'' ''Benim 10 yılda geldiğim yere 2 ayda gelmeye çalıştığın için.''*
Unut bu sonu gelmez sevdamızı... Bırak yeni güneşler doğsun semalarında bulutlar gizlemesin yıldızlarını yeniden başlasın her şey yeniden doğ bensiz şafaklarda. Unut can, unut senin için yazdığım sevda şiirlerini. De ki; bir rüya idi bitti. De ki; bir hayaldi, solgun aynalarda yansıyan. De ki; bir romandı, sonu koskoca bir hiçle biten. Unut beni can, Unut vakit varken...
Bırak hasretin bana kalsın. Varsın cehenneminde kavrulsun gönlüm. Ben yine her gece saçlarını koklayayım uzak yıldızlarda. Gözlerimde takılı kalsın hayalin. Sen unut can, sen unut! Kahredersem, Milyon kere kahrolayım!
Daha ayrılığa bile çarpmadan, Aşk bizden döndü. Bir yılan gibi soktun koynuma kimsesiz geceleri, Artık ölüm sana dokunamamaktan kötü değil, Ama sana dokunmak da yasak bana... Göz çukurlarımdaki karanlık bunu anlatır... Sen var ya sen; Allah kahretsin! Yani şimdi ; gözleri sana benzeyen bir kızım olmayacak mı? Yani şimdi ;başkaları mı sevecek seni ? Başkaları mı tutacak ellerini ? Ben saçlarını okşadığım zaman, Ellerin öksüz kalırdı, şimdi gidiyorsun.. Git..
sensizlik bir ates parçası düşmüş gibi yüreğimi yakarken inadına gülümsemek istiyorum sen bizi bırakıp giderken ben senin için gozyaşı döküyorum sen sensizliği bana yaşatırken ben inadına seni sonsuza kadar kalbimde taşıyorum sen gülücüklerinin arkasına saklanıp yaşarken ben şimdi yalancı gülüsüne inandığım için kahroluyorum sen bize gidişinin katlanılmaz acısını tatdırırken ben bu acıyı dindirmenin carelerini arıyorum sen bu dayanılmaz acının tek kaynağıyken ben ilacı yine we sadece sen olan sensizliği yasıyorum
Aşkların sonrasında hüzün vardır, ya sen hüznü boğarsın, ya da hüzün seni boğar... Ama birisi kanatlarını kırarsa eğer; yaralı kuş rolüne soyunacağına, yürümeyi denemelisin... Hayata dönmelisin!! Bunları düşünebilmek bile kendime dönüşümdü ve sonunu infaz ediyordu içimde, o gece yüreğimden sağ çıksaydın eğer; ölen ben olurdum... o gece hayatın lekesiz bir anında, seni intihar ettim... şimdi katil benim!!! Artık güncemde bir boşluksun, Yavaş yavaş taze anıların altına gömülüyorsun,ve sana ait sandığım her şeyin, Aslında benim olduğunu öğreniyorum... Hiçbir duygunun tek ilhamı değilsin. Kendimi keşfettikçe, seni kaybediyorum!!! Ve ufkuma sensizliği korkusuzca geriyorum...
sessiz sedasız ölüme giden bir yolda olmayacak imkansızların yer aldığı normallerin olmadığı bu yolda son kez sigara yakıp unutmak istersin herşeyi inleyip sızlamak yaramaz bu saatten sonra gidip bir sigara daha yakmak istersin geçmez ki...dinmez ki... bu o olsun dersin son sigaram sevdiğim olsun içime çekip sonra bırakayım ve benden çıkıp gitsin dersin olmaz ki... üfleyemezsin ki... boğulursun ciğerlerinin herbir zerresi onu hisseder bırakmaz ki... içemez olursun kıyamazsın yavaş yavaş gidişini bitişini beklersin o sana kıyalı çok olsada sen bir ona kıyamazsın
BEDENİMİ RUHUMLA AL Kİ KURTULSUN BU CAN ELLERİMİ GÖZLERİMİ AL Kİ KURTULSUN BU CAN SENDE DAHA GİDECEK ÇOK YOL, BENDE ARTIK İZLERKEN CAN ÇEKİŞEN BİR BEDEN VAR!
Hergün biraz daha ölüyor içim Vazgeçiyorum Kafamda kurduğum düşüncelerimle Bir dar ağacında sevgini asıyorum..
Yorgun düştü hayallerim gerçeklere Puslu gecelerde başkalaştı dertlerim. Zaman zaman seni ansamda sevdiğim İnan kurduğum her şeyden uzaklaştım artık!
Huzuru çekilir Seçim midir bilinmez yalnızlığın sularındayım. Eriyor bitiyorum Acı yok Ses yok His yok Bir boşlukta yaprak gibi savruluyor Kayboluyorum. Ne mutlu ne umutlu ne de hüzünlü yüreğim Sessiz Beklentisiz Şaşkın yaşadıklarına ve sana Sitemsiz Ölüyor içim Bir şey hissetmiyorum Vazgeçiyorum Gözlerimi kapattım Sevgimizi astığım dar ağacına bakamıyorum Yanlızım.. Uzaktayım yokum artık!
melektin rüyalarımda,sabah bir fincan çayı kahvaltımın,okulda felsefe kitabımdın,geceleri yıldızımdın… Seni sığdıramadım yerlere,göklere. Kelimeler yetmezdi seni,sevgini tanımlamaya. Bir ırmaktın;bazen yatağını yırtmak istercesine delice akan,bazen serin bir ferahlık veren bir durgunlukla dans eden ırmak… Sen olmadığın zaman güneş yetmezdi dünyamı aydınlatmaya…. Aşımdın,suyumdun,kanımdın,nefesimdin,anamdın,babamdın,sen sadece benim aşkımdın;başka kimselerin değil… Gökyüzünün maviliğinden,gülün kırmızısından,gecenin siyahından,rüzgarın esintisinden kıskanırdım seni… Senin için sadece ben şarkı söyleyebilirdim,sadece ben şiir yazı yazabilirdim,sadece geceye ismini ben fısıldayabilirdim… Senin saflığını,temiz ve çıkarsız sevgini,dünyaya bedel gözlerini,yanağındaki gülünü,o yumuşak tebessümünü,sadece gözlerini kullanarak herşeyi anlatmanı sevdim… El ele dolaşmak istedim tüm sabah boyunca şiirler söylemek istedim gözlerine bakarak,'SENİ SEVİYORUM'diye bağırmak istedim sonsuza dek,sonra yağmurda yürümek…
Seni gökyüzünün mavisinde sevdim.
Martı kanatlarındaki özgürlüğünü,bulutlar kadar saf gülüşünde buldum dünyayı,yağmur damlasında içtim aşkını doyasıya,fırtınalarla,şimşeklerle anlattım sevgimi sana…
Ben seni öyle bir sevgiyle sevdim ki;ben ölsem bile bu sevgi dolaşacak dillerden dile,utanacak Leyla ve Mecnun,şaşıracak Ferhat ve Şirin… Herkes imrenerek bakacak bize… Sen yokken bile seni benliğimde yaşattım,senin içinde sensizliği,sensizliğin içinde seni yaşattım…
İşte ben seni böyle bir aşkla sevdim… Ben sadece seni sevdim…
Sensizlğin hüznünü, yeni bir günün seni getireceği umuduyla bastırıyorum. Her doğan gün yeni bir umut, yeni bir arayış benim için. Belki sana kavuşacağım zamana bir gün daha yaklaşıyorum, bugün değilse yarın... Kimbilir belkide yalnızca kendimi avutuyorum. Gittiğinden beri hep yalnızlık şiirlerine takılıyor gözüm. Bir başıma değilim sensizlikten yalnızım.
Terk edilip gitmek en çok nasıl koyar insana bir ben bilirim. Gitmelerin gidenlerin arkalarında bıraktığı çaresizlikleri, en koyu özlemleri... Senin gidişin bir ateş gibi çöktü yüreğime. Hiç bir yağmur yetmedi içimdeki hasret ateşini küllendirmeyi. Hiç bir sevgi yetmedi senin özlemini gidermeye. Ben her sabah beni sana götürecek yollarda yürüdüm, senin duyacağın şarkıları söyledim yalnızca. Ve gelmeyişinin her akşamında aslında doğduğunu hiç anlamadığım güneşle beraber ben de battım bir kez daha...
Geceleri hep uyudum, uyudum; gün boyu çekdiğim hasreti rüyalarımda biraz olsun giderebilemek için. Her şeye iyi gelen yaraları iyileştiren zaman hiç bu kadar actmamıştı yüreğimi. Bin bir umutla sarıldığım sabahlar artık hiç doğmaz oldu. Benim günümde gecemde karanlık şimdi. Ne ay uğurluyor gecelerimi,ne sana benzettiğim yıldızlar parlıyor. Elimde kaldı umutlarım.
Sensizlik öyle kötü bir yara oldu ki artık, içimde öyle büyük bir boşluk açtın ki, bir gün olurda geri dönersen kendi açtığın boşluğa sen bile yetmeyeceksin. Orası hep bomboş paramparça kalacak. Büsbütün cam kırıklarıyla kaplı kalbim. Ne zaman seni düşünsem, seni hatırlatacak en ufak bir şey görsem o kırıklarla dolu yer batmaya başlıyor yüreğime. Artık sabahları yalnızca hüzünle uyanıyorum. Hiç bir şey beklemiyorum günden. Seni bile. Varlığında sensizliği yaşamaktansa içimdeki boşluklarla, kırıklarla, boş umutlarımla sensizken alışırım, alışmaya çalışırım yokluğuna...
Sayamamak sensiz dakikalarımı Yasaklamak hece hece kelimeleri lugatıma, Bir vurguna kapıldım gidiyorum ben,bu acım bambaşka, Nefesim nerede sonlanacak bilmesemde Bir beyaz güvercin gelecek kapına Kederli gözleri sana beni hatırlatacak, Masum yüzünde ki her gözyaşı damlası Helalinden hediyem olsun sana şimdilerde Hiç etmiyorum inkar Belki de bu sana duyduğum saygıdan Kulaklarımda sesin, GİT derken bile Bir adım uzaklaşmamışken senden Şimdi gittin çok uzaklara biliyorum Bir sağanak var üstümüzde Seviyorumlar yağıyor hızla Ben kaçamıyorum Dinsin de istemiyorum yaa
Farkı fark etmeli, fark ettiğini de fark ettirmemeli bazen...
Bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını fark etmeli.
Anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını ve en sonunda bir metre karelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli.
Şu çok geniş görünen dünyanın, ahirete nispetle anne karnı gibi olduğunu fark etmeli.
Henüz bebekken 'Dünya benim!' dercesine avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu, ölürken de aynı avuçların 'her şeyi bırakıp gidiyorum işte!' dercesine apaçık kaldığını fark etmeli.
Ve kefenin cebinin bulunmadığını fark etmeli.
Baskın yeteneğini fark etmeli sonra.
Azraillin her an sürpriz yapabileceğini, nasıl yaşarsa öyle öleceğini fark etmeli insan. Hayvanların yolda , kaldırımda , çöplükte ama kendisinin güzel hazırlanmış mükellef bir sofrada yemek yediğini fark etmeli.
Yaratılmışların en güzeli olduğunu fark etmeli ve ona göre yaşamalı.
Gülün hemen dibindeki dikeni dikenin hemen yanı başındaki gülü fark etmeli.
Evinde kedi, köpek beslediği halde çocuk sahibi olmaktan korkmanın mantıksızlığını fark etmeli.
Eşine 'seni çok seviyorum!' demenin mutluluk yolundaki müthiş gücünü fark etmeli.
Dolabında asılı 25 gömleğinin sadece üçünü giydiğini ama arka sokaktaki komşusunun o beğenilmeyen gömleklere muhtaç olduğunu fark etmeli.
Zenginliğin ve bereketin sofradayken önünde biriken ekmek kırıntılarını yemekte gizlendiğini fark etmeli. Annesinden doğarken tertemiz teslim aldığı gırtlağını ve aşırı beslenme yüzünden sarkan göbeğini fark etmeli, fark etmeliyiz çok geç olmadan... Ömür dediğin üç gündür, dün geldi geçti yarın meçhuldür...
O halde ömür dediğin bir gündür, o da bugündür....
Geçmişten,senden ve hiç biz olamayan ikimizden kalan tek şey yağmalanmış bir aşk...
Artık beni merak edip buralara uğradığından emin dahi değilim,yağmalanmış aşk kırıntılarıyla yaşıyorum işte...Bitti merak etme dönsende ben eski ben değilim ki sanada bedenimde-ruhumda aynı yeri vereyim...Alıp gittin aşkını da benden bakma yazdıklarıma seni beklediğimden değil tüm bunlar...GÖNLÜMDEN ÇIKIŞIN BENİ ANLATTI!!!